Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması’nın 2022 Sonuçları Açıklandı

Sağlık

Şiddet, İşsizlik, Eğitimsizlik… Kadınların Sorunları Katlanarak Artıyor

 

Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”nın 2022 sonuçları açıklandı. Saha çalışmaları Frekans Araştırma tarafından 23 ilde gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarına göre “şiddet” halen kadınların toplumdaki en büyük sorunu!

 

Bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”nın 2022 yılı sonuçları, 29 Mart 2022 Salı günü, araştırmayı gerçekleştiren Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mary Lou O’Neil ve Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu’nun katıldığı bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı.

 

2015’ten beri düzenli olarak yapılan araştırmanın saha çalışması, Frekans Araştırma tarafından Haziran-Temmuz 2021 ve Ocak-Şubat 2022 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırma için 23 farklı ildeki 18 yaş ve üzeri, Türkiye kent nüfusu temsil eden 2499 kişiyle görüşüldü.

 

“KADINA ŞİDDET” SORUNU HIZ KESMİYOR

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da katılımcıların “Kadınların toplumda yaşadığı en büyük sorunlar size göre nelerdir?” sorusuna en çok “şiddet” cevabını verdi. Bu araştırma serisi başlatıldığından beri hep ilk sırada çıkan bu sorunun yıllar içindeki artışı da dikkat çekiyor: 2021-22’de erkeklere oranla daha fazla sayıda kadın bu sorunu listesinin en üst sırasına yerleştiriyor: Kadınların 70’i şiddeti ilk sırada belirtirken erkeklerin 63’ü de kadınların yaşadığı en büyük sorunlarda birinci sıraya şiddeti koyuyor.

 

“Kadınların toplumda yaşadığı en büyük sorunlar” sıralamasında diğerlerine göre çok büyük bir üstünlüğe sahip olan şiddet sorununu, işsizlik (7), eğitimsizlik (5,4), sokakta baskı ve taciz (5,1), aile baskısı (4), kadın-erkek eşitsizliği (4) ve çevre-mahalle baskısı (2,4) takip ediyor.

 

Bireysel sorumluluklar söz konusu olduğunda erkeklerin büyük bir kesimi kadına şiddet konusunda bireysel olarak üstlerine düşeni yaptıklarını düşünürken (77-78), kadınların büyük bir kesimi erkeklerin bu konuda üstlerine düşeni yapmadıkları kanaatinde (62-56).

 

DEVLET YETERLİ ÖNLEMLERİ ALMIYOR

“Sizce Türkiye Devleti kadınları şiddete karşı korumak için yeteri kadar önlem alıyor mu?” sorusu karşısında katılımcıların devletin kadınlarını korumak için yeterli önlem almadığı konusunda hemfikir olduğu gözlemleniyor (87). Erkeklerin 83’ü devletin yeterli önlemleri almadığını düşünürken, kadınların devlet tarafından uygulanan önlemleri erkeklere oranla daha da yetersiz bulduğu görülüyor (87).

 

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış kararına desteğin de düşün olduğu kaydediliyor. Kadınlar arasında sözleşmeden çıkışı desteklememe oranı daha yüksek (54,8). İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış kararının kadınların geleceği için kötü olacağını düşünenler de çoğunluğu oluşturuyor (58).

 

AİLE İÇİ ŞİDDET, BOŞANMAK İÇİN YETERLİ

Araştırmanın sürdürüldüğü yıllar içinde aile için şiddetin boşanma için yeterli sebep olduğu, aile bütünlüğü veya düzeni için gözardı edilecek bir unsur olmadığı düşüncesine destek oranı artış gösterdi. 2016’da 63 olarak kaydedilen bu oranın 2022’de 77 olduğu görülüyor. Buna paralel olarak “Bir erkek ailesinin dirlik ve düzeni için zaman zaman şiddete başvurabilir,” diye düşünenlerin oranı yıllar içinde 14’ten 4’e geriliyor.

 

Bireylerin eğitim seviyesi arttıkça, şiddetin boşanma için yeterli sebep olduğu, aile bütünlüğü veya düzeni için gözardı edilecek bir unsur olmadığı düşüncesine destek oranı da artıyor (İlkokul: 69, Lise: 73, Yüksekokul+: 77). Buna ilaveten “boşanmış bir kadının iffetinin eski kocasını ilgilendirmediği” görüşü, tüm eğitim seviyelerinde 70’ün üstünde gözlemleniyor.

 

KÜRTAJ KARŞITI TUTUMDA DÜŞÜŞ

Sıra kadınların kürtaj hakkına geldiğinde, kürtaj karşıtı tutumların son iki yıldaki katılımcı gruplarda azaldığı gözlemleniyor. “Kürtaj kadının en temel haklarındandır, yasaklanamaz” diyenlerin oranı 2016’da 43,6 olarak kaydedilmişken 2021’de 56,2; 2022’de de 51,7 olarak kaydediliyor. Erkek ve kadın katılımcılar bazında incelediğimizde de geçtiğimiz yıllar içerisinde “kürtajın bir hak olduğu ve yasaklanamayacağına” dair tutumda yükseliş olurken, “günah olduğu için yasaklanmalı” diyenlerde ise düşüş görülüyor.

 

SİYASETTE KADIN

Her ne kadar katılımcılar arasında erkeklerin yaklaşık 3’te biri, kadınların ise 4’te biri “Politika erkek işidir” görüşünde olsalar da siyasetçiler arasından kadın sayısının artması talebine ve kadın hakları ile sorunlarının siyaset gündeminde önceliklendirilmesi konusuna hem kadın hem de erkek cephelerinden destek giderek yükseliyor. Siyasi partilerde daha fazla kadın görmek isteyenlerin oranı son iki yılda erkekler arasında 60-67 olarak kaydedilirken bu oran kadınlar arasında 79-77 olarak karşılık buluyor. Katılımcıların yarıdan fazlası da kadın siyasetçilerin sayısındaki artışın, kadınların erkeklerle eşit şartlara sahip olduklarının bir göstergesi olacağını düşünüyor.

 

KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ?

Peki Türkiye’de kadın-erkek eşitliğinden söz etmek mümkün mü? Türkiye toplumunda şu anda kadınlar ve erkekler eşit hak ve imkânlara sahip mi? Katılımcıların “Türkiye’de kadınların ve erkeklerin eşit hak ve imkânlara sahip olduğu” düşüncesine verdiği destek yıllar içinde hem kadın hem de erkekler arasında düşüş göstermiş. Ülkemizde kadın-erkek eşitliğinin varlığını savunan erkeklerin oranı 2015’te 38 iken 2022’de bu oran 22’ye geriliyor. Aynı fikirdeki kadınların oranı da yıllar içerisinde 20’den 11’e düşüyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Bu Haberi Paylaşın